Birisi yaptığınız işi beğendiğini söyler ve siz hemen eksiklerini anlatmaya başlarsınız. Arkadaşınız görünüşünüze iltifat eder; “Yok canım, hiç öyle değil” dersiniz. İçten bir teşekkür etmek isterken yüzünüz ısınır, ne söyleyeceğinizi bilemez veya konuyu değiştirirsiniz. Övgüyü kabul edememek, güzel sözlerden hoşlanmadığınız anlamına gelmeyebilir. Bazen takdir edilmek, görünür olmakla, beklentilerin yükselmesiyle veya kendiniz hakkındaki alışılmış düşüncelerle çelişmekle birlikte yaşanır.
Bu rahatsızlığın tek bir açıklaması yoktur. Bazı insanlar öne çıkmamayı öğrenmiştir, bazıları iltifatın samimiyetinden kuşkulanır, bazıları da övüldüğü düzeyi her zaman korumak zorunda hisseder. Hangi durumun size daha yakın olduğunu anlamak, kendinizi “özgüvensiz” diye etiketlemekten daha yararlıdır. Övgü karşısındaki tepkiniz değiştirilemez bir karakter özelliği olmak zorunda değildir.
Güzel bir söz neden gerginlik yaratabilir?
Bir övgü yalnızca yapılan işe ilişkin bilgi gibi duyulmayabilir. “Bundan sonra da böyle olmalısın”, “Şimdi bütün dikkat üzerinde” veya “Buna karşılık bir şey yapmalısın” anlamları taşıyormuş gibi hissedilebilir. Bu ek anlamlar, sözün kendisi olumlu olsa bile gerginlik yaratabilir. İlk adım, söylenen cümleyle ona yüklediğiniz beklentiyi ayırmaktır.
Örneğin “Sunumun anlaşılırdı” cümlesi belirli bir sunuma yönelik geri bildirimdir. Bunun “Bütün sunumların kusursuz olmalı” şeklinde yorumlanması geleceğe dönük bir yük ekler. Karşınızdaki kişinin gerçekten böyle bir beklentisi olup olmadığını bilmeden, takdiri bir sözleşme gibi yaşayabilirsiniz. Bu durum başarıdan keyif almayı da güçleştirebilir.
Bedensel tepki de değerlendirmeyi etkileyebilir. Yüzünüzün kızarması veya kısa süre duraksamanız size “Garip davrandım” gibi gelebilir. Oysa şaşırmak, sevinmek ve mahcup olmak aynı anda yaşanabilir. Kısa bir sessizlik, karşı tarafın sözünü reddetmeniz veya sosyal olarak başarısız olduğunuz anlamına gelmez.
Kendiniz hakkındaki düşünceyle övgü çeliştiğinde
Kendini uzun süredir yetersiz gören biri için olumlu geri bildirim tanıdık gelmeyebilir. Kişi övgüyü değerlendirmek yerine hızla açıklamaya çalışır: “Şansıma oldu”, “Asıl işi başkası yaptı”, “Beni yeterince tanımıyor.” Bu açıklamalar bazen doğrudur; ancak her başarı yalnızca dış koşullara bağlanırken her hata kişisel kusur sayılıyorsa değerlendirme dengesi bozulabilir.
Burada amaç kendinizi olduğunuzdan daha başarılı ilan etmek değildir. Bir işe katkınız olduysa bunu sınırlı ve gerçekçi biçimde görmek mümkündür. “Ekibin desteği vardı ve ben de hazırlık kısmında emek verdim” ifadesi hem işbirliğini hem kişisel katkıyı içerir. Birini kabul etmek diğerini silmek zorunda değildir.
Olumluyu küçültmek nasıl fark edilir?
Övgü duyduktan sonraki ilk cümlenize dikkat edin. Her seferinde “Ama…” ile başlayıp hataları mı sıralıyorsunuz? Başkası aynı işi yaptığında ona hak gördüğünüz takdiri kendinize mi çok görüyorsunuz? Bunlar tek başına bir tanı işareti değildir; fakat geri bildirimi hangi filtreden geçirdiğinizi gösteren gündelik ipuçları olabilir.
Küçük bir denemede, övgünün ardından kendinizle tartışmadan birkaç saniye bekleyebilirsiniz. Sözü hemen doğru veya yanlış ilan etmek yerine duyduğunuzu kabul edin. “Bunu duymak güzel” demek, bütün özelliklerinizin mükemmel olduğunu iddia etmek değildir. Bir kişinin o anki olumlu değerlendirmesinin varlığına yer açmaktır.
Alçakgönüllülük ile kendini yok saymak aynı değildir
Alçakgönüllülük, sınırlarını bilmek ve başkalarının katkılarına açık olmakla birlikte düşünülebilir. Kendini yok saymak ise kendi emeğini hiç görünür kılmamak, hak ettiği payı sürekli geri vermek veya olumlu özelliklerini kabul etmeyi ayıp saymak şeklinde yaşanabilir. İkisi dışarıdan benzer görünebilse de kişide bıraktıkları etki farklıdır.
Bazı aile ve sosyal çevrelerde “Kendini övme” mesajı güçlüdür. Bu mesaj zamanla “Başkası seni övdüğünde de kabul etme” biçiminde genişleyebilir. Oysa bir iltifata teşekkür etmek, kendinizi diğer insanlardan üstün ilan etmek değildir. Karşınızdakinin deneyimine karşılık veren kısa ve nazik bir iletişim davranışıdır.
Kültürel alışkanlıkları bütünüyle yanlış saymak da gerekli değildir. Bazı ortamlarda mütevazı karşılıklar yakınlık göstergesi olabilir. Asıl soru, bu karşılığın özgür bir tercih mi yoksa yoğun kaygı nedeniyle otomatik bir geri çekilme mi olduğudur. Kendi üslubunuzu korurken emeğinizi sürekli silmek zorunda kalmayabilirsiniz.
Övüldükten sonra beklentileri karşılayamama korkusu
“Beni yetenekli sanıyorlar; bir dahaki sefer yapamazsam ne olur?” düşüncesi, takdiri gelecekteki başarısızlığın başlangıcı gibi hissettirebilir. Böyle bir durumda övgüyü reddetmek, beklentiyi düşürmenin yolu haline gelebilir. Kısa süre rahatlatır; fakat zamanla kişinin kendi becerilerini dengeli biçimde görmesini zorlaştırabilir.
Bir işi iyi yapmak, aynı performansı her gün ve her koşulda göstermek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. İnsanların dikkat, enerji ve imkanları değişir. Bir övgüyü kabul ederken gelecekte hiç hata yapmayacağınıza söz vermiyorsunuz. Takdir edilen davranışın o zamanki koşullarda gerçekleştiğini kabul ediyorsunuz.
Bu korku güçlü bir hata yapmama standardıyla ilişkiliyse, eleştirilme deneyimleri ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişki üzerine düşünmek yararlı olabilir. Yine de bugünkü baskının yalnızca çocukluktan kaynaklandığını varsaymak doğru değildir. İş ortamının tutumu, rekabet ve gerçek performans beklentileri de değerlendirilmelidir.
Takdir görmek ile rol üstlenmek arasındaki sınır
“Sen bu işleri çok iyi yapıyorsun” cümlesinin ardından bütün ek görevler size bırakılıyorsa, rahatsızlığınız yalnızca övgü almakla ilgili olmayabilir. Takdir ile sorumluluk dağılımının birbirine karışması söz konusu olabilir. Güzel sözü kabul edip ek talebi ayrıca değerlendirmek mümkündür: “Teşekkür ederim. Bu hafta yeni bir görev için zamanım yok.”
Bu ayrım, övgüyü reddetmeden sınır koymanıza yardımcı olur. Birinin memnuniyetini sürdürmek için sürekli fazladan iş yapmak zorunda değilsiniz. Takdirin ardından talep gelmesi, talebe otomatik olarak onay verdiğiniz anlamına gelmez. Görüşünüzü ve kapasitenizi ayrı bir konu olarak ifade edebilirsiniz.
İltifatın samimiyetinden kuşkulanmak
Övgünün ardından eleştiri, alay veya çıkar beklentisi yaşadıysanız, güzel sözleri temkinli karşılamanız anlaşılabilir. Bu durumda amaç herkese koşulsuz güvenmek değildir. Sözü söyleyen kişinin davranışlarının tutarlılığına, sınırlarınıza verdiği tepkiye ve ilişkinin genel niteliğine bakmak daha anlamlıdır.
Tek bir cümleden niyeti kesin olarak çıkarmak genellikle mümkün olmaz. “Beni kandırıyor” ile “Kesinlikle içten” arasında, “Şu anda niyetini tam bilmiyorum” gibi bir alan vardır. Bir teşekkürle karşılık vermek, güveninizi sınırsız biçimde teslim ettiğiniz anlamına gelmez. İlişkideki değerlendirmeyi zaman içinde sürdürebilirsiniz.
Övgü görünüşünüze, bedeninize veya paylaşmak istemediğiniz bir alana yönelikse rahatsız olmanız ayrıca anlaşılabilir. Her olumlu ifade sizin için uygun veya hoş olmak zorunda değildir. “Görünüşüm hakkında yorum yapılmasını tercih etmiyorum” demek mümkün bir sınırdır. Övgüyü kabul etmeyi öğrenmek, istemediğiniz yorumlara katlanmak demek değildir.
Övgü geldiğinde ne söyleyebilirsiniz?
Kısa bir “Teşekkür ederim” çoğu durumda yeterlidir. Açıklama yapmak, karşı övgü bulmak veya kendinizi savunmak zorunda değilsiniz. Bu cümle size fazla iddialı geliyorsa “Bunu söylemen benim için değerli” veya “Dikkatini çekmesine sevindim” gibi ifadeler kendi üslubunuza daha yakın olabilir.
İlk denemelerde yapay veya eksik hissedebilirsiniz. Alışılmış tepkiniz uzun bir reddetme cümlesiyse, kısa karşılık vermek boşluk yaratabilir. Bu boşluğu hemen doldurmamak küçük bir öğrenme deneyimidir. Rahatsızlığın tamamen geçmesini beklemeden de saygılı ve sade bir yanıt verebilirsiniz.
- Belirli bir emek takdir edildiyse: “Teşekkür ederim, hazırlığına zaman ayırmıştım.”
- Ekip çalışmasıysa: “Teşekkürler, ekipçe iyi bir çalışma oldu; ben de bu kısmına katkı verdim.”
- Şaşırdıysanız: “Bunu duymayı beklemiyordum, teşekkür ederim.”
- Yorumu istemiyorsanız: “İyi niyetini anlıyorum, bu konuda yorum almamayı tercih ediyorum.”
Bu ifadeleri ezberlenmesi gereken doğru cevaplar gibi görmeyin. Amaç yeni bir sosyal performans standardı yaratmak değil, otomatik reddetme dışında seçenekleriniz olduğunu fark etmektir. Doğal bir karşılık kısa olabilir ve her seferinde aynı görünmek zorunda değildir.
Bir haftalık küçük gözlem denemesi
Övgü aldığınız bir veya iki anı kısaca not etmek, örüntüyü görmenize yardımcı olabilir. Ne söylendi, ilk aklınızdan ne geçti, hangi duyguyu hissettiniz ve ne yaptınız? Ayrıntılı bir kayıt veya her etkileşimi analiz etme zorunluluğu yoktur. Amaç yalnızca rahatsızlığın hangi anlamla birlikte ortaya çıktığını fark etmektir.
Örneğin bir arkadaşın iltifatı karşısında borçlu, yöneticinin övgüsü karşısında baskı altında, yabancı birinin yorumu karşısında ise güvensiz hissedebilirsiniz. Bu tepkilerin hepsini “Övgü alamıyorum” başlığına sıkıştırmak farklı ihtiyaçları görünmez kılar. Birinde sınır, diğerinde beklenti konuşması, bir başkasında kendinize yönelik sert değerlendirme ön planda olabilir.
Sonraki uygun durumda yalnızca tek bir değişiklik deneyin: Övgüyü reddeden cümleyi söylemeden önce durmak veya katkınızı bir cümleyle kabul etmek. Sonrasında kendinize “Kusursuz cevap verdim mi?” yerine “Ne fark ettim?” diye sorun. Deneme iyi hissetmek zorunda değildir; yeni bir tepkinin mümkün olduğunu görmeniz de anlamlıdır.
Övgüyü kabul etmek için karşılık vermek gerekir mi?
Birisi sizi takdir ettiğinde hemen ona da iltifat etmeniz gerektiğini düşünebilirsiniz. Bazen bu içten gelir; bazen de dikkati hızla kendinizden uzaklaştırma çabasıdır. Zorunlu karşılık aramak, güzel bir sözü küçük bir borca dönüştürebilir. Oysa teşekkür etmek ilişkinin karşılıklılığını o an için sağlayabilir.
Benzer biçimde, aldığınız övgünün ardından daha fazla yardım sunmak veya sınırlarınızı gevşetmek zorunda değilsiniz. Birinin sizden memnun olması onun bütün isteklerini kabul etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Takdir ile yükümlülüğü ayırmak, olumlu geri bildirim karşısında daha rahat kalabilmenize alan açar.
Bu konu yakın ilişkilerde özellikle görünür olabilir. “Çok anlayışlısın” dendiğinde kendi itirazınızı söylemek zorlaşıyorsa, övgüyle birlikte üzerinize aldığınız rolü fark etmek gerekir. Anlayışlı olmak, hiçbir şeye itiraz etmemek değildir. Kendi ihtiyacınızı ifade ederken de karşı tarafı önemseyebilirsiniz.
Kendi emeğinizi değerlendirmenin daha dengeli yolları
Olumlu geri bildirimin tek kaynağı başkaları olduğunda, övgü gelmediği günlerde yaptığınız işi değersiz sayabilirsiniz. Kendi değerlendirmenize yer açmak, dışarıdan gelen sözleri daha sakin karşılamaya yardımcı olabilir. Ne yaptığınız, hangi güçlükle karşılaştığınız ve ne öğrendiğiniz gibi somut sorular, genel “İyi miyim?” sorusundan daha kullanışlıdır.
Kendi emeğinizi fark etmek her sonucu başarılı ilan etmek değildir. Bir çalışma beklediğiniz gibi gitmemiş olsa bile gösterdiğiniz çaba ve öğrenmeniz ayrı değerlendirilebilir. Aynı şekilde iyi sonuç alınması da hiç eksik olmadığı anlamına gelmez. Bir deneyimde güçlü ve geliştirilebilir yanların birlikte bulunmasına izin vermek, övgüyü ya tamamen kabul ya tamamen reddetme baskısını azaltabilir.
Özellikle ailenizin değerlendirmesini son söz gibi görüyorsanız, anne-babanın onayını beklemek üzerine açıklamalar kendi ölçütlerinizi düşünmeye yardımcı olabilir. Amaç yakınlarınızın fikrini önemsiz saymak değil, kişisel değerlendirmenizi de ilişkinin içinde görünür kılmaktır.
İş ortamında ve yakın ilişkilerde övgü aynı mı yaşanır?
İş ortamında övgü, ücret, görev dağılımı veya değerlendirme süreçleriyle bağlantılı olabilir. Bu nedenle bir yöneticinin sözünü arkadaşınızın iltifatından farklı yaşamanız anlaşılabilir. Takdirin hangi davranışa yönelik olduğunu netleştirmek, belirsiz beklentileri azaltabilir. “Hangi kısmı yararlı buldunuz?” sorusu, her seferinde güvence istemek için değil, gerekli olduğunda somut geri bildirim almak için kullanılabilir.
Olumlu geri bildirimi yazılı performans görüşmelerinde kendi katkınızı anlatmak için kullanmanız da mümkündür. Bu, övgüyü kişisel değerinizin belgesi haline getirmekten farklıdır. İşe ilişkin belirli bir sonucun kayıt altına alınması, sorumlulukların ve katkıların daha görünür olmasına yardımcı olur. Emeğinizi anlatmak ile kendinizi sürekli ispat etmek arasında bir alan vardır.
Yakın ilişkilerde ise görülmek bazen daha kişisel bir kırılganlık yaratabilir. Bir arkadaşınız “Yanımda olman bana iyi geldi” dediğinde bunu kabul etmek, aranızdaki yakınlığı hissetmek anlamına gelebilir. Hemen şakaya vurmak veya sözü küçültmek, bu duygusal anı kısa kesmenin alışılmış yolu olabilir. Bunu fark etmek, gerektiğinde küçük bir teşekkürle o yakınlıkta biraz daha kalmanıza imkan tanır.
Bir arkadaşınızı övgü alırken nasıl destekleyebilirsiniz?
İltifatı reddeden birine tekrar tekrar ne kadar harika olduğunu söylemek her zaman rahatlatıcı olmayabilir. Kişi daha fazla görünür hissedebilir veya sizi ikna etmek zorunda kalabilir. Bunun yerine somut ve ölçülü konuşmak düşünülebilir: “Dünkü görüşmede beni kesmeden dinlemen benim için değerliydi.” Böyle bir ifade kişinin bütün kimliğini değerlendirmek yerine sizin deneyiminizi paylaşır.
Karşınızdaki kişi mahcup olduğunda bunu alay konusu yapmamak önemlidir. “Bir teşekkür etmeyi öğrenemedin” gibi sözler yeni bir performans baskısı ekleyebilir. Tepkisine alan tanımak ve konuyu doğal akışında sürdürmek yeterli olabilir. Her övgünün uzun bir duygusal konuşmaya dönüşmesi gerekmez; bazen kısa bir olumlu temas kendi başına anlamlıdır.
Kendi tepkinizi değiştirirken çevrenizden de belirli bir destek isteyebilirsiniz. Kalabalıkta öne çıkarılmak sizi zorluyorsa özel olarak geri bildirim almayı tercih ettiğinizi söylemek mümkündür. Bu tercih bütün görünürlükten kaçınma zorunluluğu anlamına gelmez. Hangi koşulun sizin için daha uygun olduğunu birlikte konuşmak, zaman içinde daha esnek karşılıklar geliştirmenize yardımcı olabilir.
Takdir edilmeyi konuşmak ne zaman destekleyici olabilir?
Övgü karşısındaki rahatsızlık işte görünürlüğünüzü, ilişkilerinizi veya emeğinizin karşılığını istemenizi belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel destek düşünülebilir. Örneğin olumlu geri bildirimden kaçmak için sorumluluk almamak, her takdir sonrası yoğun kaygı yaşamak veya kendinizi saatlerce sorgulamak konuşulabilecek deneyimlerdir.
Bireysel terapi, övgüye yüklenen anlamları, kendilik değerlendirmesini ve sınır ihtiyaçlarını birlikte ele alabileceğiniz bir alan sunabilir. Görüşme için kendinize bir tanı koymanız gerekmez. Rahatsızlığın kaynağı ve hedefler kişiye göre değiştiği için süreç de bireysel değerlendirmeyle şekillenir.
Olumlu geri bildirimle ilişkiniz üzerine online görüşme
Takdir edilmek sizde sevinçten çok baskı veya borçluluk yaratıyorsa, Felicita Psikoloji’den Psikolog Oğuzhan Kaplan ile bu tepkinin yaşamınızdaki yerini konuşabilirsiniz. Online terapi seçeneği, görüşme koşulları ve ihtiyaçlarınız birlikte değerlendirilerek planlanabilir. Çalışmanın odağı her iltifattan hoşlanmanız değil, kendi emeğinize ve sınırlarınıza daha açık yaklaşabilmeniz olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Övgü alınca utanmak normal mi?
Şaşırmak, mahcup olmak veya kısa süre gerilmek tek başına sorun göstermez. Tepkinin yoğunluğu, sürekliliği ve yaşamınıza etkisi önemlidir. Rahatsızlığı hemen ortadan kaldırmak zorunda değilsiniz.
Teşekkür edersem kendimi beğenmiş görünür müyüm?
Bir övgüye teşekkür etmek, kendinizi üstün görmek anlamına gelmez. Karşınızdaki kişinin olumlu geri bildirimini duyduğunuzu gösterir. Kısa ve doğal bir karşılık yeterli olabilir.
Övgünün samimi olduğundan nasıl emin olabilirim?
Tek bir sözden kesin niyet çıkarmak mümkün olmayabilir. Zaman içindeki davranış tutarlılığına ve sınırlarınıza gösterilen saygıya bakabilirsiniz. Teşekkür etmek sınırsız güven duymak anlamına gelmez.
Başarımı şansa bağlamam yanlış mı?
Şans ve koşullar sonuçlarda rol oynayabilir. Ancak bütün olumlu sonuçları dış etkenlere, bütün hataları kendinize bağlamak dengesiz bir değerlendirme yaratabilir. Kendi katkınızı da somut biçimde hesaba katabilirsiniz.
İltifat aldığımda karşılık vermek zorunda mıyım?
Hayır. İçinizden geliyorsa karşılık verebilirsiniz; fakat hemen bir övgü bulmanız gerekmez. Teşekkür etmek çoğu durumda yeterli bir iletişim yanıtıdır.
Bedenimle ilgili övgülerden hoşlanmıyorsam ne yapabilirim?
Bu yorumları istemediğinizi söyleyebilirsiniz. Bir ifadenin olumlu niyetle söylenmesi sizin onu kabul etmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Rahat olduğunuz iletişim sınırını belirtmeniz mümkündür.
