Bir karar vermeden önce birkaç kişiye danışıyor, aynı soruyu farklı biçimlerde yeniden soruyor ve yine de içiniz rahat etmiyor olabilir. Seçenekleri aslında biliyorsunuzdur; güçlük, son sözü kendiniz söylediğinizde yanlış yapma ihtimalini taşıyabilmektir. Birisi “Bence bunu yap” dediğinde kısa süre rahatlar, fakat sonrasında onun da yanılmış olabileceğini düşünmeye başlarsınız.
Başkalarının görüşünü almak sağlıklı ve yararlı olabilir. Sorun, kendi değerlendirmenizin ancak bir başkasının onayıyla geçerli sayılması veya gündelik sorumlulukların sürekli devredilmesidir. Bağımlılık ve yetersizlik şeması, kişinin tek başına baş edemeyeceği beklentisini anlamak için kullanılan kavramlardan biridir. Bu ifade, gerçekten beceriksiz olduğunuz veya destek almamanız gerektiği anlamına gelmez.
Bağımlılık / yetersizlik şeması neyi ifade eder?
Bu şema, gündelik sorumlulukları ve kararları önemli ölçüde başkasının yardımı olmadan yönetemeyeceğine inanmakla ilişkilidir. Uluslararası Şema Terapi Derneğinin şema modelinde yer alan kavram, gerçek beceri düzeyinden ayrı değerlendirilmesi gereken bir beklentiyi anlatır.
Bir kişi işinde yetkin olduğu halde kişisel kararlarında kendisini yetersiz hissedebilir. Başka biri maddi işlerini yönetebilir ama yeni bir yere giderken mutlaka birinin eşlik etmesini isteyebilir. Bu nedenle deneyim her alanda aynı olmak zorunda değildir. “Ben hiçbir şeyi tek başıma yapamam” gibi geniş bir sonuç yerine, hangi görevlerde ve hangi koşullarda zorlandığınızı belirlemek daha açıklayıcıdır.
Şema sözcüğü bir tanı yerine geçmez. Karar verme güçlüğü yorgunluk, bilgi eksikliği, yoğun kaygı, gerçek riskler veya çevresel kısıtlarla da ilişkili olabilir. Karar yorgunluğu özellikle yoğun günlerde seçim yapmayı zorlaştırabilir. Dinlenince azalan bir güçlük ile dinlenmişken de süren “Ben yönetemem” beklentisini ayırmak önemlidir.
Tavsiye almak ne zaman kararın yerine geçer?
Tavsiye, yeni bilgi veya farklı bakış açısı kazandırdığında karar sürecine katkı sağlar. Sürekli güvence aramada ise aynı bilgiler tekrar tekrar konuşulur; amaç çoğu zaman yanlış yapma ihtimalini ortadan kaldırmaktır. Bu ihtimal tamamen yok edilemediği için bir kişinin görüşü kısa süre sonra yetersiz gelebilir ve yeni birine danışma isteği doğabilir.
Bilgi ihtiyacı ile rahatlama ihtiyacını ayırmak
Bir kurs seçerken ücret, program ve ulaşım bilgilerini sormak somut bir bilgi ihtiyacıdır. Bütün bilgiler elinizdeyken beş farklı kişiden “Doğru seçim” cümlesini duymaya çalışmak ise başka bir işleve sahip olabilir. Kendinize “Bu görüş kararımı hangi yeni bilgiyle değiştirecek?” diye sormak ayrımı kolaylaştırabilir. Yanıt yoksa, o anda belirsizliği taşımak zor geliyor olabilir.
Bu ayrım yardım istemeyi yasaklamak için kullanılmamalıdır. Uzmanlık gerektiren sağlık, hukuk veya önemli mali kararlar için ilgili uzmana danışmak yerindedir. Özerklik, her konuda tek başına bilgi üretmek değildir. Gerekli desteği kullanırken kendi değerlerinizi, koşullarınızı ve sorumluluğunuzu kararın içinde tutabilmektir.
Kararı devredince neden tamamen rahatlamayabilirsiniz?
Bir başkası seçimi sizin yerinize yaptığında, sonucu sahiplenmek zorlaşabilir. İyi giderse “Onun sayesinde oldu”, kötü giderse “Ben zaten seçemezdim” diye düşünebilirsiniz. Her iki durumda da kendi katkınızı görme fırsatı azalır. Böylece sonraki kararda yine dışarıdan yönlendirmeye ihtiyaç duyabilirsiniz.
Kararın devredilmesi ilişkide de yük yaratabilir. Yakınınız zamanla sizin adınıza düşünmek zorunda hissedebilir; siz ise onun yönlendirmesine bağlı kalmaktan rahatsız olabilirsiniz. Yardım almak ile bütün sorumluluğu devretmek arasındaki sınır konuşulmadığında, iyi niyetli destek iki taraf için de yorucu bir düzene dönüşebilir.
Tek başına başaramayacağına inanmak nasıl öğrenilebilir?
Kişinin yerine sürekli karar verilmesi, denemesine fırsat tanınmaması veya yaptığı küçük hataların ağır biçimde eleştirilmesi bazı kişilerde kendi yargısına güvenmeyi zorlaştırabilir. Ancak bugünkü kararsızlıktan belirli bir aile tutumunun yaşandığı sonucu çıkarılamaz. Eğitim fırsatları, yaşam koşulları ve yetişkinlikteki deneyimler de önem taşır.
Bazen koruma niyetiyle yapılan yardım, kişinin kendi kapasitesini deneyimlemesini sınırlayabilir. “Sen uğraşma, ben hallederim” cümlesi kısa vadede işi kolaylaştırır. Sürekli tekrarlandığında kişi görevin hangi bölümünü yapabildiğini öğrenemeyebilir. Burada niyet ile sonuç farklı olabilir; aileyi suçlamak yerine bugün hangi deneyimlerin eksik kaldığını görmek daha işe yarar.
Gerçek beceri eksikliği de mümkün ve öğrenilebilir bir durumdur. Daha önce bütçe hazırlamadıysanız zorlanmanız, genel olarak yetersiz olduğunuzu göstermez. Gerekli bilgiyi edinmek, görevi küçük parçalara ayırmak ve uygulamak gerekebilir. Psikolojik beklenti ile öğretim ihtiyacını birbirine karıştırmamak, desteği daha doğru seçmenizi sağlar.
Özerklik her şeyi yalnız yapmak demek değildir
Sağlıklı özerklik, yardım almadan yaşamakla eş tutulamaz. İnsanlar bilgi, bakım, dayanışma ve iş bölümü içinde yaşar. Engellilik, hastalık, ekonomik koşullar veya aile sorumlulukları nedeniyle desteğe ihtiyaç duymak kişinin değerini ya da karar hakkını azaltmaz. Değerlendirilmesi gereken, yardımın seçim alanınızı destekleyip desteklemediğidir.
Bir işi fiziksel olarak tek başınıza yapamıyor olabilirsiniz ama nasıl yapılacağına ilişkin tercihiniz bulunabilir. Bir uzman size seçenekleri açıklayabilir, siz de kendi hedeflerinize uygun olanı değerlendirebilirsiniz. Dolayısıyla bağımsızlık, ilişkilerden kopmak değil, mevcut destek içinde sesinizin ve iradenizin yer bulmasıdır.
“Kimseye danışmamalıyım” şeklinde ters bir kural koymak da esnekliği azaltabilir. Bazen danışmak, bazen tek başına denemek, bazen de bir işi birlikte yapmak uygundur. Önemli olan seçimin korkuyla otomatik biçimde yapılması yerine, görevin gerçek gereksinimlerine göre belirlenmesidir. Yardımın miktarı her durumda aynı olmak zorunda değildir.
Kararları risk ve geri döndürülebilirliğe göre ayırmak
Her karar aynı ağırlıkta değildir. Akşam yemeği seçmek ile uzun süreli bir mali yükümlülük almak aynı değerlendirme süresini gerektirmez. Gündelik küçük kararları büyük sonuçlar doğuracakmış gibi ele almak, zihinsel yükü artırabilir. Önce kararın etkisini, geri dönme olanağını ve gerçekten hangi bilgiye ihtiyaç duyduğunuzu belirleyebilirsiniz.
Düşük riskli bir seçimde iki makul seçenek arasında kalıyorsanız, kusursuz seçeneği aramak yerine yeterince uygun olanı deneyebilirsiniz. Sonucu beğenmezseniz sonraki sefer değişiklik yapma olanağı vardır. Bu yaklaşım önemli riskleri küçümsemek değil, küçük kararları gereksiz yere büyütmemektir. Büyük veya uzmanlık gerektiren kararlarda daha kapsamlı değerlendirme gerekir.
Bir karar için önceden ölçüt belirlemek de yardımcı olabilir. Örneğin bir etkinlik seçerken bütçe, ulaşım ve ilginizi ne kadar çektiği gibi üç ölçüt yeterli olabilir. Sonradan her yeni yorumla ölçütleri değiştirmek, kararın bitmesini zorlaştırabilir. Ölçütlerinize uyan bir seçimi yapmak, herkesin aynı seçimi yapmasını beklemekten daha somut bir dayanaktır.
Kendi karar kasınızı küçük deneyimlerle geliştirmek
Başlangıç için sonuçları yönetilebilir bir alan seçin. Bir günlük planın sırasını belirlemek, küçük bir alışverişte iki seçenekten birini seçmek veya kısa bir etkinliğe tek başına katılmak düşünülebilir. Hedef kaygısız olmak değil, kaygı varken de makul bir karar verebildiğinizi gözlemlemektir. Denemenin kapsamı kişisel koşullarınıza uygun olmalıdır.
Karardan önce kendi gerekçenizi bir iki cümleyle yazabilirsiniz. “Bu seçeneği seçiyorum, çünkü zamanım ve bütçem için uygun” gibi bir ifade, seçiminizin bir değerlendirmeye dayandığını görünür kılar. Sonradan bir başkası farklı düşündüğünde, gerekçenize dönüp yeni bir bilgi olup olmadığına bakabilirsiniz. Farklı görüş tek başına yanlış karar verdiğinizi göstermez.
Karardan sonra hemen onay toplamayı ertelemek de küçük bir deneme olabilir. Önce sonucu bir süre kendiniz gözlemleyin. Beklediğiniz kadar zor olmadı mı, hangi bölümde yardım gerekti, neyi öğrendiniz? Bu sorular, “Doğru mu yaptım?” sorusundan daha fazla bilgi verir. Gerektiğinde yardım istemek denemeyi başarısız yapmaz.
Çok zor bir görev seçip bunaldığınızda, bunu yetersizliğinizin kanıtı saymayın. Görevin büyüklüğü veya hazırlık düzeyi uygun olmayabilir. Bir basamak küçültmek öğrenmenin parçasıdır. Küçük ama tekrar edilebilir deneyimler, yalnızca cesaretle yapılan büyük bir sıçramadan daha sürdürülebilir olabilir.
Yakınlarınızdan nasıl destek isteyebilirsiniz?
“Benim yerime karar ver” yerine “Seçenekleri düşünmeme yardım eder misin?” demek desteğin biçimini değiştirebilir. Yakınınızın size soru sorması, eksik bilgiyi bulmanıza yardım etmesi veya görevi bir kez açıklaması yararlı olabilir. Son seçimi sizin yapmanız, yardımın ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Örneğin bir randevu ayarlamakta zorlanıyorsanız, konuşmada söylemek istediklerinizi birlikte hazırlayabilirsiniz. Ardından görüşmeyi kendiniz yapmayı deneyebilirsiniz. Bir sonraki sefer daha az hazırlığa ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu süreçte yakınınızın sabırsızlanması veya sizi küçümsemesi yerine, denemenize alan açması önemlidir.
Aile onayı kararlarınızın temel koşulu haline geldiyse, anne babanın onayını bekleme örüntüsünü ayrıca değerlendirebilirsiniz. Ailenin fikrini önemsemek ile kendi kararınızın geçerliliğini tamamen onların kabulüne bağlamak farklıdır. Bu ayrım, ilişkiyi kesmeden daha fazla özerklik için konuşma alanı açabilir.
Yanlış karar verdiğinizde kendinizle ne yapıyorsunuz?
Özerklik, hiç hata yapmamakla kazanılmaz. Seçtiğiniz etkinliği sevmeyebilir, bir işin süresini yanlış hesaplayabilir veya bir planı değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Bu sonuçlar, karar verme yeteneğinizin tamamı hakkında hüküm vermez. Hangi bilginin eksik olduğunu ve bir sonraki sefer neyi değiştirebileceğinizi incelemek daha işlevseldir.
Sonucu bilmeden verilen bir kararı, sonucu öğrendikten sonraki bilgiyle yargılamak adil olmayabilir. O anda elinizde ne vardı, hangi kısıtlar vardı ve makul seçenekler nelerdi? Bu sorular, pişmanlıkla öğrenmeyi ayırır. Bazı kararlar iyi değerlendirilmiş olsa da beklenen sonucu vermeyebilir; hayatın belirsizliği kişisel yetersizlik değildir.
Bir haftalık gözlemle hangi aşamada takıldığınızı görmek
Karar vermenin tek bir an olmadığını fark etmek yararlı olabilir. Önce seçenekleri tanırsınız, sonra bilgi toplarsınız, ölçütleri değerlendirirsiniz, seçim yapar ve sonucu izlersiniz. Bazı kişiler bilgi toplama aşamasında kalır; bazıları seçim yaptıktan sonra kararı tekrar açar. Zorlandığınız aşama farklıysa ihtiyaç duyduğunuz destek de farklı olabilir.
Bir hafta boyunca yalnızca birkaç gündelik kararı kısa biçimde not edebilirsiniz. Karar neydi, kimi aramak istediniz, hangi soruya yanıt arıyordunuz ve sonunda ne yaptınız? Bu gözlemin amacı kendinizi puanlamak değildir. “Her konuda yetersizim” gibi genel bir düşüncenin yerine belirli durumları görmek, nereden başlamanın daha uygun olduğunu gösterebilir.
Örneğin yemek seçimini kolayca yaparken bir arkadaşınıza davet göndermekte zorlanıyorsanız, mesele bütün kararları verememek olmayabilir. Reddedilme ihtimali daha belirgin olabilir. Bir faturayı ödemek zor gelirken sosyal planları rahatça yapıyorsanız, işlemin adımlarını öğrenmeye ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu ayrımlar, tek bir şema açıklamasını her duruma uygulamamak için önemlidir.
Gözlem sırasında başarılı olduğunuz küçük kararları da kaydedin. Bunlar çok sıradan geldiği için gözden kaçabilir: İşlerin sırasını belirlemek, bir sorunu çözmek, gereken bilgiyi bulmak veya uygun zamanda yardım istemek. Kapasiteniz yalnızca zorlandığınız anlardan oluşmaz. Daha dengeli bir kayıt, kendinizle ilgili hükümlerin kapsamını daraltabilir.
Bir karar örneği: Kısa bir kursa kaydolmak
İlginizi çeken iki kurs arasında kaldığınızı düşünün. Önce amacınızı yazabilirsiniz: Yeni bir beceri öğrenmek mi, sosyal bir etkinliğe katılmak mı, mesleki gelişim mi? Ardından zaman ve bütçe sınırınızı belirleyin. Bu çerçeve olmadan herkesin önerisi farklı bir ölçüt getirebilir ve seçenekler giderek daha karmaşık hale gelebilir.
Eksik bilgileri kursun yetkilisinden öğrenmek, uygun bir danışma adımıdır. Ders saati, içerik ve iptal koşulları gibi bilgiler kararın niteliğini değiştirir. Buna karşılık aynı bilgileri beş arkadaşınıza aktararak hangisini seçeceğinizi sormak, yeni bilgi sağlamayabilir. Bu noktada kendi ölçütlerinize dönerek yeterince uygun seçeneği belirleyebilirsiniz.
Karar sonrasında bir arkadaşınız diğer kursu daha iyi bulursa, hemen kaydınızı değiştirmek zorunda değilsiniz. Yeni bir somut bilgi mi verdi, yoksa kendi tercihinden mi söz ediyor? İkisini ayırabilirsiniz. Kendi seçiminizi korumak inatçılık değildir; yeni bilgi karşısında değiştirmek de başarısızlık değildir. Esneklik, kararın gerekçesini değerlendirebilmektir.
Kurs beklentinizi karşılamazsa, deneyimi bütün benliğinize yaymadan inceleyebilirsiniz. İçerik mi farklıydı, zamanlama mı yorucuydu, amacınız mı değişti? Bir sonraki seçimde kullanılabilecek bilgi burada bulunur. “Ben zaten seçemem” sonucu ise bu ayrıntıları kapatır. İyi karar verme, yalnızca en iyi seçeneği bulmak değil, sonuçtan öğrenebilmeyi de içerir.
Bu örnek düşük riskli ve geri dönüşü görece mümkün bir alan içindir. Sağlık, önemli mali yükümlülükler veya güvenliğinizi etkileyen kararlar aynı hızla ele alınmamalıdır. Böyle durumlarda ilgili uzmanlık desteğini kullanmak ve koşulları ayrıntılı değerlendirmek özerkliğinizle çelişmez. Denemelerin amacı gereksiz risk almak değil, günlük yaşamda uygun ölçüde sorumluluk deneyimi kazanmaktır.
İlerlemeyi izlerken yalnızca tek başına tamamladığınız işlerin sayısına bakmayın. Yardımı daha açık isteyebilmek, kendi tercihinizi söylemek veya sonradan gelen bir kuşkuya rağmen seçiminizi makul gerekçelerle korumak da gelişme olabilir. Zorlandığınız bir gün önceki deneyimleri silmez. Uykusuzluk, yoğunluk ve yaşam olayları karar vermeyi yeniden zorlaştırabilir. Bu dalgalanmaları kişisel bir gerileme olarak görmek yerine o günkü ihtiyacı değerlendirmek, süreci daha sürdürülebilir kılar. Gereken yerde daha fazla destek istemek, öğrendiğiniz becerilerden vazgeçtiğiniz anlamına gelmez.
Karar verme korkusu için destek ne zaman düşünülebilir?
Gündelik işler sürekli erteleniyor, yakınlarınız olmadan hareket edemiyor veya sorumluluklarınızdan kaçındığınız için yaşamınız daralıyorsa bireysel terapi seçeneği değerlendirilebilir. Görüşmelerde beceri ihtiyacı, kaygı, ilişkisel beklentiler ve gerçek koşullar birlikte incelenebilir. Hedef desteği kesmek değil, kendi kapasitenizi daha doğru tanıyabilmektir.
Oğuzhan Kaplan ile online görüşmede karar süreçlerini konuşmak
Karar verme güçlüğünüzü anlatmak için büyük bir kriz yaşamanız gerekmez. Felicita Psikoloji’den Psikolog Oğuzhan Kaplan ile online görüşme planlayarak yakın zamanda zorlandığınız bir seçimden başlayabilirsiniz. Görüşmelerde size uygun adımlar ve desteğin nasıl kullanılacağı birlikte değerlendirilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sürekli tavsiye almak bağımlılık şeması olduğunu gösterir mi?
Tek başına göstermez. Tavsiyenin amacı, sıklığı ve karar sürecindeki işlevi önemlidir. Yeni bilgi edinmek ile aynı konuda tekrar tekrar rahatlatılmak istemek farklı süreçler olabilir.
Yardım almayı tamamen bırakmalı mıyım?
Hayır. Uygun destek özerkliği güçlendirebilir. Amaç her şeyi yalnız yapmak değil, yardım alırken kendi tercihinizin ve sorumluluğunuzun süreçte kalmasıdır.
Karar verememek ile karar yorgunluğu aynı mı?
Hayır. Yorgunluk belirli dönemlerde seçim yapmayı zorlaştırabilir. Yetersizlik beklentisi ise dinlenmişken de sürebilir. Bilgi eksikliği ve gerçek riskler gibi başka etkenler de değerlendirilmelidir.
Yanlış seçersem nasıl kendime güvenebilirim?
Güven yalnızca doğru sonuçlardan oluşmaz. Yanlış bir seçimi değerlendirebilmek, gerektiğinde değiştirmek ve yardım istemek de kapasitenizin parçasıdır. Bir sonuç bütün karar verme becerinizi tanımlamaz.
Ailem benim yerime karar vermeye alıştıysa ne yapabilirim?
Küçük ve güvenli bir alanda kendi seçiminizi yapacağınızı açıkça söyleyebilirsiniz. Desteğin biçimini konuşmak yararlı olabilir. Ekonomik veya güvenlik kısıtları varsa değişim adımları bu koşullara göre planlanmalıdır.
Terapi kararları benim yerime verir mi?
Genellikle amaç kararınızı sizin yerinize almak değil, seçeneklerinizi ve ihtiyaçlarınızı daha iyi değerlendirmenizi desteklemektir. Sürecin çerçevesini ve beklentilerinizi ilk görüşmede konuşabilirsiniz.
